Kendi hayatınızın dümenine geçmek için ideal zaman ne zaman? Lütfen bu makalenin altında kendi hikayenizi yazın. Bir kalem ve günlük satırları kaydetmek sandığınızdan eğlenceli olabilir. Eğlenceli olacağı, kolay olacağı yanılgısına sürüklemesin sizi, ZOR olacak. Doğru araçlara sahip olmadığınız için derhal bu günlüğe başlayamayacağınızı düşünüyorsanız, bu teklif size göre değil. Gidin ve size biçileni yaşayın. Öğrenilmiş çaresizlikle kusarcasına solunan hayatlar, bıkkın, bezgin, ertelenmiş çoğu zaman. İstediklerinin çoğuna ulaşamamış, artık denemekten dahi ar eden, kalabalığın sesini dinleyen, risk almanın sonuçlarından korktuğu için, var olanı, şikayet ettiğini değiştirmeyenler, seçim sizin.

Kendi hikayenizi yazmanın en çekici yanı basitliğidir. Giriş engelleri yoktur; bir kalem tutabiliyorsanız (şimdilerde mouse diyelim adına,haha :))  hikayenizi yazabilirsiniz. Genç ve yaşlı, zengin ve fakir, ev kuşları ve gezginler, kurumsal şirketlerin seneler süren kariyer kavgalarından yorulan eski yönetici, yeni doğa fotoğrafçıları, emekliler, cesur girişimciler, üreticiler, webciler, reklamcılar, işçi kardeşlerimiz, ev hanımları hatta çook genç talebeler, dağdaki kuzuları otlatan Seher, sanrılar içinde kıvranırken aslında tek çarenin içindeki gücü yönlendirmek olduğunu fark edip, harekete geçen herkes bize katılabilir. Kimler bizimle merak ediyorum. Yol uzun, çetin, kime sorsan roman olur hayatı, ama foto roman, ama roman, ama dram, ama masal olur…

Günde sadece yirmi dakikaya ihtiyacınız var, akşam haberlerinde reklam izlerken harcayacağınız süre kadar. İhtiyacın olan en karmaşık ekipman bir tükenmez kalem ve ajanda. Yazın lütfen, son birkaç yıl ne almış götürmüş bizden, ne katmış bize? Bulunduğunuz yer olmak istediğiniz yer mi? Eğer olmak istediğiniz yerde değilseniz,  bir kaç yıl sonra ki kendinizi nerede görüyorsunuz? Neler değiştirmek istiyorsunuz, ya da ulaşmak istediğiniz yer, hedef neresi ? Hangi mevkii, hangi makam, ya da hangi diplomaya sahip olsanız olurdu. Bir arabanız olsa iyi mi olurdu ? Ne bileyim, nerede kimseniz, ne yapıyorsanız halinizden memnunsanız sorun yok, devam edin. Ancak bir şeyler arıyorsanız belki bir miktar gelir, ya da bir parça yeni beceri, belki iyiliği arıyorsanız, ya da bir parça huzur yazın.  Ancak yazmak için önce okumaya istekli olmanız gerekecek.

Hayalperestlerin  ‘ben yazar değilim’, ‘ne yazacağım’, ‘kim okur benim yazdıklarımı’ dediğini duyar gibiyim. Yazmak için kendi hayatınızın hikayesini lisansınız olması gerekmiyor. Ancak hikayenizi yazmak Kilimanjaro’ya tırmanmak ya da piyangoyu kazanmak gibi olacak başardığınızda. (:

Hikayenizi inançla yazmaya başladığınızda, görün bakın herşey nasıl sizden yana. Sorumluluğu almış, elinden geleni yapmış ve teslim olmuş birinin dinginliği, beklentisiz, önce kendiniz sonra sevdikleriniz için kendi aksiyonuzu aldığınızda inanılmaz huzurlu, özgür güven içinde hissedersiniz. Koşucu olmak istiyorsanız, koşmanız gerekir. Bir koltukda uzanmak sizi koşucu yapmaz değil mi?  “Bir gün koşucu olmak istiyorum” diyorsanız koşarak bu duygunuzu beslemelisiniz. Hayatta bir koşu değil mi? Beşikten mezara, sadece hikayelerimiz kalacak geriye…

Şimdi bir sayfa açın, bembeyaz olsun, yazın hikayenizi.

Yazmak,sizi destekler. Hayatınızın akışına tanıklık etmenizi sağlar.

Yazmak büyümenize yardımcı olur, hayatınızdaki kalıpları tanımanıza ve ortamınız üzerinde bakış açıları geliştirerek kontrol sahibi olmanıza yardımcı olur.

Leave a Comment